Blog

ebelemece

bu ben miyim? ruhum parmaklarımın arasından süzülürken sızlanmayan varlık. bir noktada bana benzemeliydi, korunabilmek için. sessizlik ele geçirmiş onu ya da teslim etmiş ruhunu. bilemem ben bile, ruhum kimin ellerinde. aramaya da düşmezim artık. bulsa konuşacak sanırsın sen… insan ruhunu tanır. ruh beni tanımıyor ama artık. ondan bulamadım ki zaten. çocuklar kaçırıp saklamıştır belki. ebelemece…

Cadı Kazanı

Tutunacak arzular aradı kollarım Kolaymış gibi arzuların kollarına girmek, Bütün albenisini harcadı o kollarda. Bi kere girdi mi içine dehşet arzular, kar olan yüreğin; Dönüşür cadı kazanına. Yine de eğleme yüreğini kazanlarda. Ancak arzular mutmain ediyorsa gönlünü; Unut sana şefkatle sarılan kollarımı. Arzularını karşılayabiliyorsa sıradan bir beden, Tövbe olsun girme şefkatli kollarıma. Çarpıyorsa yüreğin, haykırıyorsa…

Fenâ ve Bekâ

Yuvarlanmak istiyorum mayınların orta yerinde. Karanlıkta sehven basılan bir sümüklü böcek gibi, Tek bir darbeyle binpareye bölünmek istiyorum. Temmuz sıcağında boyundan süzülen o ter, Gözlerden sızan yaş, Avuçlarında tutamadığın o serap hayaller gibi Kaybolup gitmek istiyorum. Geri dönülemez yollara sapıp, Sırtımdaki o bâr-ı girân ile Kapkaranlık, meçhul menzillerde yitip gitmek; Amaçsız ve sebepsiz… Ne de…

3’ü 13 geçe

Bir dilemma zihninin kuyularında çırpınan, Ve kelebeğe anlatılan serüven, asla yaşayamayacağı. Ölmeden girdiğin morg, Donan zihninin saatleri saydığı. – Kursağında kalan hayaller, Arkanda saklanan sırlar, Şast benliğini lâşe ederken, Sükunet içinde kalabilir misin? – Travmaları azan lerzân bir vücut, Pestenkerâni bir aşk hikayesi, Vicdanını sızlatan. Kaç perde var oyunda? – Geldiğinde sekerat burnunun dibine, Vehm…

Zevk-i Şayan

Bir zaman ki gelir sinsice Yapışır yakana gizlice Yaşar idrak edemeden Mevsimler vurup idrak edince Anlar neden yapıştığını bu illete Yine de akıl erdiremez bu duruma Ne haddine sorgulamak neden diye O bedende yaşamaya mecbursun’ der üstat Ne zaman özgür olacağım? Üstat cevap verir sessizce; kabullendiğinde. Tuzla buz kaybolursun ortalıktan Yine gelirsin yıllar ardından Kurtulamazsın…

Kazma

İnsan hep kendi kuyusunu kazar di mi? Hatta bazen küreği birine verir der ki rica etsem biraz da sen kazar mısın? Nedenini sormaz. İyilik ettim sanar, tabi der ve kazdıkça kazar o derin kuyuyu. Ne için kazdığını ne kadar süredir kazdığını bilmez. Bu insan benim elime neden bu küreği verdi der durur sadece. Neden yaptı…

Tutku

Keşke bazen gerçekten yok olabilsek. Kim olduğunu, neye benzediğini, işini, hobilerini, fobilerini ve buna benzer çoğu şeyi bazen unutabilsek. Hiç bilmemiş, hiç sevmemiş, hiç yaşamamışçasına. Kalbimizin en derinlerindeki tutkuyu öldürebilseydik. Bu tutkuyu yeşertebilecek her şeyi en kökünden kesip mühürleyebilseydik bu sayede hiç doğmazdı umutlar. Ya da olmasaydı umut diye bir şey çıkmazdı ortaya tutku diye…

boşluk

Hissetmek istememek kadar mühim bir şey var mıdır? Sevgiyi hissetmek istememek, acıyı, mutluluğu, aşkı. İyi ve kötü ne varsa istememek, elinin tersiyle itmek. Bazen tüm duygularımın yok olmasını dilerim. Soğuk bir yerde titreyerek durmak deneyimlediğim kadarıyla hissiz olmaya en yakın şeydir. Hissettiğin tek şey soğuktur. Donan parmaklarını ve ayak uçlarını hissetmezsin. Vücudunun tek derdi vücut…


Blogumu Takip Edin

Yeni içerik doğrudan gelen kutunuza iletilsin.