Bir zaman ki gelir sinsice
Yapışır yakana gizlice
Yaşar idrak edemeden
Mevsimler vurup idrak edince
Anlar neden yapıştığını bu illete
Yine de akıl erdiremez bu duruma
Ne haddine sorgulamak neden diye
O bedende yaşamaya mecbursun’ der üstat
Ne zaman özgür olacağım?
Üstat cevap verir sessizce; kabullendiğinde.
Tuzla buz kaybolursun ortalıktan
Yine gelirsin yıllar ardından
Kurtulamazsın işte bu illetten,
Sevmek zorundasın’ der bu sefer üstat.
Cevap verir ‘ben bilmem nasıl sevilir’
Üstat tekrar ‘öğrenmek zorundasın’ der
Yerin dibine kaçar yine,
Bu sefer hızlı ve kızgın gelir üstat
Hâla öğrenemedin mi lanet olsun sana’
Bunları senin için topladım’ der.
İçinde en nadir çiçekleri barındıran buketi uzatıp
Üstat yumuşar ‘kabullendin sonunda’
Şimdi severek yapmalısın.
Asırlar ardından çürümeye yüz tutmuş
Asırlarca topladığı çiçekleri buruşmuş
Hareket edemez halde donmuş
Soğuktan donarak ölmüş ve
Üstat hiç gelmemiş.
Gelecek diye beklerken çiçek toplamaktan kanayan elleri,
Günün sonunda mezarını şahlandırmış.