Blog

Herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor.

Dönüşüm-Franz Kafka

Kaşıntı

Görmediği kalmadı gözlerin ve duymadığı kalmadı bu kulakların, İnandım yine de inanmak istediklerime. Kursağımda dolup taştı, Hislerimi yerle yeksan edebilecek kadar. Geriye kalan sadece derin yaralarım; Hiç kaşınmamıştı da yaram, “Kanadığının farkında mısın?” diyene kadar. Farkettirmeseydiniz, acımazdı hiç yaram… Şimdi kıvranıyorum acıdan, Yine de kaşıyorum hissizleşene dek. Tırnaklarıma dolup taşan kanın kuruluğu, Parmak uçlarıma sinen…

Tiyatro

hep mi çıkmaza sürükler bu tenhalar,  gözleri boyar yeşilden siyaha,  sözleri gizler tepeden tırnağa,  hep mi kulagı tırmalar iğreti sözler, bir gün açılırsa tenhalar sana,  boyarsa gözlerimi siyahtan sıcak kahve tonlarına,  baldan hallice iki dudağının arasından akan heceleri duyarsam,  o an ki simsiyah kalbimi yıkar ellerine koyarım. sandım ki yaralar kafasını gömer toprağa, kuruttuğum yapraklar…

ebelemece

bu ben miyim? ruhum parmaklarımın arasından süzülürken sızlanmayan varlık. bir noktada bana benzemeliydi, korunabilmek için. sessizlik ele geçirmiş onu ya da teslim etmiş ruhunu. bilemem ben bile, ruhum kimin ellerinde. aramaya da düşmezim artık. bulsa konuşacak sanırsın sen… insan ruhunu tanır. ruh beni tanımıyor ama artık. ondan bulamadım ki zaten. çocuklar kaçırıp saklamıştır belki. ebelemece…

Bir sorun oluştu. Lütfen sayfayı yenileyin ve/veya tekrar deneyin.

Cadı Kazanı

Tutunacak arzular aradı kollarım Kolaymış gibi arzuların kollarına girmek, Bütün albenisini harcadı o kollarda. Bi kere girdi mi içine dehşet arzular, kar olan yüreğin; Dönüşür cadı kazanına. Yine de eğleme yüreğini kazanlarda. Ancak arzular mutmain ediyorsa gönlünü; Unut sana şefkatle sarılan kollarımı. Arzularını karşılayabiliyorsa sıradan bir beden, Tövbe olsun girme şefkatli kollarıma. Çarpıyorsa yüreğin, haykırıyorsa…

Fenâ ve Bekâ

Yuvarlanmak istiyorum mayınların orta yerinde. Karanlıkta sehven basılan bir sümüklü böcek gibi, Tek bir darbeyle binpareye bölünmek istiyorum. Temmuz sıcağında boyundan süzülen o ter, Gözlerden sızan yaş, Avuçlarında tutamadığın o serap hayaller gibi Kaybolup gitmek istiyorum. Geri dönülemez yollara sapıp, Sırtımdaki o bâr-ı girân ile Kapkaranlık, meçhul menzillerde yitip gitmek; Amaçsız ve sebepsiz… Ne de…

3’ü 13 geçe

Bir dilemma zihninin kuyularında çırpınan, Ve kelebeğe anlatılan serüven, asla yaşayamayacağı. Ölmeden girdiğin morg, Donan zihninin saatleri saydığı. – Kursağında kalan hayaller, Arkanda saklanan sırlar, Şast benliğini lâşe ederken, Sükunet içinde kalabilir misin? – Travmaları azan lerzân bir vücut, Pestenkerâni bir aşk hikayesi, Vicdanını sızlatan. Kaç perde var oyunda? – Geldiğinde sekerat burnunun dibine, Vehm…

Yeni içerik doğrudan gelen kutunuza iletilsin.