Tutku

Keşke bazen gerçekten yok olabilsek. Kim olduğunu, neye benzediğini, işini, hobilerini, fobilerini ve buna benzer çoğu şeyi bazen unutabilsek. Hiç bilmemiş, hiç sevmemiş, hiç yaşamamışçasına. Kalbimizin en derinlerindeki tutkuyu öldürebilseydik. Bu tutkuyu yeşertebilecek her şeyi en kökünden kesip mühürleyebilseydik bu sayede hiç doğmazdı umutlar. Ya da olmasaydı umut diye bir şey çıkmazdı ortaya tutku diye bir şey. Milyon tane ihtimal tek bir beyin. Nereye yetişeceğini şaşırmış bir kalp. Her şeye rağmen kendimi öldürmek bunlardan biri değil. Her şeyimi öldürebilirim ama kendimi öldüremem. Çünkü öldüğümde bile geride kalanlara ne olacağını düşünüyorum. Ölürken bile huzurlu değilse insan ne için yaşar ki? O sebeptendir ki umut etmeyi, tutkularımı bulunamayacak en dip mahzenlerde sakladım. Kapısına da bir gardiyan koydum. Çıkmak isterse öldürsün diye.

Yorum bırakın