bu ben miyim? ruhum parmaklarımın arasından süzülürken sızlanmayan varlık. bir noktada bana benzemeliydi, korunabilmek için. sessizlik ele geçirmiş onu ya da teslim etmiş ruhunu. bilemem ben bile, ruhum kimin ellerinde. aramaya da düşmezim artık. bulsa konuşacak sanırsın sen… insan ruhunu tanır. ruh beni tanımıyor ama artık. ondan bulamadım ki zaten. çocuklar kaçırıp saklamıştır belki. ebelemece oynamak istemişlerdir. ancak ebe beni tanımıyor artık. anlatabiliyor muyum? oyunda değilsem beni ebeleyemez. ancak gidip kapanmam gerekebilir ayağına. o mecâl ben de yok ne yazık ki. koyulamam ruhumu aramaya. belki o beni bulur bir gün.
Kategori: hisler karmaşası
Cadı Kazanı
Tutunacak arzular aradı kollarım
Kolaymış gibi arzuların kollarına girmek,
Bütün albenisini harcadı o kollarda.
Bi kere girdi mi içine dehşet arzular, kar olan yüreğin;
Dönüşür cadı kazanına.
Yine de eğleme yüreğini kazanlarda.
Ancak arzular mutmain ediyorsa gönlünü;
Unut sana şefkatle sarılan kollarımı.
Arzularını karşılayabiliyorsa sıradan bir beden,
Tövbe olsun girme şefkatli kollarıma.
Çarpıyorsa yüreğin, haykırıyorsa dağlara;
Saçların dalgalanırken havada
Haykırışınla düşen çakıl taşlarının altındaki mâbedim,
Tümüyle gözden kaybolur.
Yine de, mâbedimin içinde hayat veririm sana.
Tahayyül eder aciz aklım, tek yapabildiği odur ya zaten.
Mecnun olur eninde sonunda,
Mâbedinin içinde canhıraş seslerle yosun kaplayan bedenim.
yeni depresyon şarkım bu şiirle uyumlu olacaktır.click me
(mutmain*tatmin olma duygusu/ lalettayin*sıradan/zülf-i perişan*kara saç/ mabed*tapınak/mamafih*bu durumda/ tahayyül*hayal etmek, imgelemek/canhıraş*yürek parçalayan çığlık)
boşluk
Hissetmek istememek kadar mühim bir şey var mıdır? Sevgiyi hissetmek istememek, acıyı, mutluluğu, aşkı. İyi ve kötü ne varsa istememek, elinin tersiyle itmek. Bazen tüm duygularımın yok olmasını dilerim. Soğuk bir yerde titreyerek durmak deneyimlediğim kadarıyla hissiz olmaya en yakın şeydir. Hissettiğin tek şey soğuktur. Donan parmaklarını ve ayak uçlarını hissetmezsin. Vücudunun tek derdi vücut ısını korumaya çalışmaktır, bu sebeptendir ki bir şey düşünmek çok zordur. Hislerimi saydamlaştırmak istediğimde saatlerce soğukta oturur, sokağı, insanları izlerim. Ancak sıcak ortama geçtiğinde sanki bir bilgisayara dosya aktarır gibi düşünceler sana aktarılır. Ve yeniden hissetmeye başlarsın. Acıyı, kalbinin dışarı çıkmak istercesine tekrar tekrar çarpmasını. Ne gariptir ki bazen o soğuğa girmeden hissizleştiğim zamanlar oluyor. Sadece dalıyorum, her beş saniyede bir yere, duvara dalıp gidiyorum. Düşünemiyorum, hissedemiyorum. Hoşuma gitse de bazen canımı sıkıyor. Kalkıyorum, dolanıyorum ruh gibi. Bir şeyler kokluyorum, bir şeyler tadıyorum, dokunuyorum. Sonra anlıyorum ki olay istemekte. İstediginde hissedebilir, istemediğinde bir girdap gibi düşünceler içinde kaybolabilirsin. Son zamanlarda bunu fazlasıyla hissediyorum. Sanırım buna hissizlikten ziyade alışmak diyebiliriz. Hayal kırıklığına, acıya, sese, kalabalığa… Olay sadece alışmakta. İlk kez duyduğum bir müziği içime alır, onu benimser, üzerine hayaller kurar ve onların yıkılışını izlerim. Ardından o müziği tekrar dinlediğimde sadece bazı sözler ve ilerleyen bir ritim duyarım. Ya da her seferinde yalnız bırakılmanın verdiği o acı tebessümden sonra tek yapabildiğin şey birkaç gözyaşı dökmek olur. Ardından aynı müzikte olduğu gibi, o birkaç gözyaşı artık aksa da canın yanmaz. Öylece boşluğa bakarsın, tekrar tekrar dalarsın. Gülüşlere katılarak güler, numara yaparsın. Anlatmak istersin, ama susarsın. Anlayamayacaklarını bilirsin çünkü. Birkaç tavsiye verilir, uygulanmayan. Aslında sadece dinlemektir olayın püf noktası. Kollarını açmak, dinlemek, derdine ortak olmak. Susarak ona güvendesin mesajı vermektir. Ben bağırmam, çağırmam, hesap sormam. Köşeme çekilir acımı içime atar ve zamanla tükenmesini beklerim. Tükendiğinde ise asla aynı kişi olmazsın. İçinde kirletilen saflığı ne kadar istersen iste bozamazsın, sarmaşıklarla düğüm yapmıştır. Boş çaba harcamamak gerekir. Aslına bakarsan insanı kirleten de yine insandır. Başkasının sorumluluk almasını beklerken, bütün sorumluluğun sana ait olduğunu hissetmek. Ağır hüzün veren birkaç durumdan biridir.

